{[['
']]}
Melek yüzünden yaşlar dökülmüyordu uzun süredir. Yüzü donmuş gibiydi, konuşmuyordu. Geceleri nasıl uyuyordu kim bilir? Sessizlik, teninde can buluyordu sanki. Nefes alışverişi dahi hissedilmiyor, göz kapakları hareket etmiyordu belki hiç.
Kısa kollu gömleğinin yakasına doladığı fularının düğümündeki gümüş nişanıyla, bir yerlerden bir şeylerin gelmesine hazırlık yapmış zannedilebilirdi. Gözleri belki de birilerini arıyor ama her defasında kimseyi bulamamış olmanın üzüntüsüyle tanışıyordu bir kez daha.
Günün hangi vakti yemek yerdi? Ya da sahiden yemek yer miydi ki? Zayıf vücudu buna nasıl dayanıyordu böyle?
Hem ne olmuştu sahi? Her ne onu böylesi kederli yapmıştı? Gitmesine mi izin vermişti? Yoksa gitmek mi istemişti? Bilinmezdi. Gözleri pek çok şey anlatır ama hiçbir şey söylemezdi. Seviyor olmalıydı. Çok sevmiş olmalıydı, belliydi. Güneş her gün kimin için doğuyor bilinmez ama güneşler her gün onda batıyordu.
Melek yüzünde tebessüm olmuyordu uzun süredir. Çiçek açmıyordu gamzelerinde. Kıpırdamıyordu dudaklar. Mahzun çehresi seviyordu ayrılıkları. Bin tatlı can bir kederli hüzün oluyordu onda.
Tek bir damla suya hasret çatlak topraklar gibi hasretti de bulutlarına. Bulutlarına hasret yaşıyordu. Bir çehre, bir insan, bir anne nasıl yaşardı böyle? Nasıl katlanılırdı böylesi bir hayata? Ya da hayat nasıl bu kadar acı olabilirdi?
Bir kalp ancak başka bir kalbe bağlanırsa can bulur ve ancak o kalbin varlığıyla yaşardı da onun kalbi, yıllar öncesinin buruk çizgilerine hapsolmuştu. Duyguları sökülmüş ve toprağına hüzün damlamıştı. Nasıl olmasındı ki? Hem dayanması nasıl beklenebilirdi? Onu bu denli hayattan tecrit eden sebepler, nasıl masum olabilirdi? Melek yüzünde gölgeler mi belirmeliydi illa?
Yine de eminim bekliyordu.
Bir zümrüdü Anka kuşu gibi, küllerinden doğup Kaf Dağlarını aşacağı günleri bekliyordu.
Görmeyen gözlerinde kanlı yaşlar biriktirip çöllere sağanak sağanak yağacağı günleri bekliyordu.
Yüzünde demet demet çiçeklerin açacağı, Babil’in bahçelerinde görülmeyen güzelliklerin dudaklarından fışkıracağı günleri bekliyordu.
Değil tek bir güneş, her gün yepyeni güneşlerin göğe yükseleceği harikalar diyarında gökkuşağının bir ucundan tutacağı günleri bekliyordu.
Biliyorsa da gelmeyeceğini, aslında o gideceği günü bekliyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder