Ağladık Bitti...

{[['']]}


Kayıp gidiyorken zaman parmaklarımdan, yol bulup akıyorken avuçlarıma; sadece ağlamayı beceremiyorum bugün. Yaralı olmaktan çok öte her yanım. Şu andan sonra yaşamak mı zor, ölmek mi kolay kestiremiyorum.
Dakikalar önümden geçiyorken boğazın süslü gemileriyle, henüz bir yolcu olamayışım ve henüz bir bilet dahi edinemeyişim eritiyor duvarlarını ruhumun. Dalgalar vurdukça aşınan kayalar gibi de değil yüreğim. Yüreğim tuz buz şu andan sonra. Varlığın hiçbir âleminde adım geçmiyor zira. Çölde yaralı kaktüs çiçeğinin bile bir bileni varken, benim denklemlerim bin bilinmeyenli. Bende huzur yok. Sızlayan nefes koridorlarım ve dolmayan göz pınarlarım var benim. Bende açan çiçekler yalan, mor menekşelerim yok benim. Bende olsa olsa titreyen eller var. Gecenin şavkında tülleniyorken hayaller sabaha karşı, bende sabah yok. Güneş yok benim göğümde. Üst üste, alt alta çizili beş çizgi var önümde ve ben hüzün fısıldıyorum notalarıma. Başlangıcım yok benim. Sonlar var, sonum yok benim. Adımı yaşatsın diliyorum sevdiklerimden, sevenim yok benim. Gecesi var, geçmişim yok benim.

Yarasalar aydınlığı kovarken gözlerinden, ben varlığı kovuyorum usul usul. Saç baş dağılmış belki, ne halim varsa öyle yani, yolum apaçık şekilde belki, hatta belki diz çökmüş bir aksin kendisiyim şu andan sonra. Çok değil, üç akşam sonraların adamıyım ben. Can sıkıntılarına merhem, mide bulantılarına iyi gelen bir yanım yok benim. Başlı başına bin sıkıntıyım bulaştığım her resme. Mağlubiyetler adamıyım ben. Gözyaşlarının boğduğu kıvamdayım. Yüksek duvarlarım, devasa kalelerim yok içimde, göründüğünden de kolay çözülebilen bir haldeyim. Karanlıklara biri fısıldıyorsa bir şeyler ve ne dediği anlaşılmıyorsa şayet… İşte o, benim şu andan sonra. Zor zamanlar atlasıyım okul önlerinde, dünya devrilmişse sorumlusuyum işte. Bereketsiz topraklara düşmüş bahtı karalar incisiyim şu vakitlerde. Kendimi çözmüş de sanki başka ellere bulaşma kirliliğindeyim. Beceriksizken saçlarım bile, rüzgârlara dirayet gösteremeyip uçuruverirken kâkülümü titrek titrek, çaresiz izler gibiyim.

Kayıp gidiyorken zaman parmaklarımdan, yol bulup akıyorken avuçlarıma; sadece ağlamayı becerebiliyorum bugün.

Dehşetengiz hülyalar efendisi gibiyim aslında uçurtma diplerinde. Uçan uçurtmalarına jilet vurulan çocuklar gibi ardından bakakalan bir karaltıyım anla artık. Hadi şarkı aç bana. Ben dinleyeyim. Ölümüne ama ölene kadar dinleyeyim. Bir kanepe üstünde, ayaklarım üşüyorken bul beni bir sabah. Ben uyanmayayım. Yaşlarıma dokun ilk defa. Islaklığını hisset yüzümün, “bu yaşıyor” de. Ben yaşamayayım. Yine hayal kırıklığı teessüs etsin çehrende. Hadi şarkı aç bana. Hayaller kurarken boğulayım mavi denizlerde. Hadi kullan beni tekrar tekrar. Ben sana yetişemeyim. Hızın kalsın aklımda. Türlü türlü hallerin kalsın bir tek. Yetsin o da bana. Martı seslerine karışsın çığlıkların ama. Kurşun kalemlerle yazılsın şarkım. Hadi aç da dinleyeyim madem. Ya da bırak ben olmayayım o tarafta artık hiç. Bitsin ıstırabım, dinsin çilem. Sana yazılmış hiçbir şey kalmasın ortada. Hem sen geldiğinde ortalık dağınık da olmasın sakın. Düzen gör attığın her adımda.  Çöp kovam boş olsun, ellerim boş olsun, çantam hazır, kalemin hazır olsun. Fonda bir tını, hatırlatsın sana da bir şeyleri. Adımı anma ama. Adımı yazma adının kenarlarına. Fonda bir Avar türküsü inletsin geceni. Adımını atar atmaz hissetmiş ol çoktan geceyi. Benim ayaklarım üşümüş, gözlerim yaşlı... Sen geceyi bul, ben de seni bulmuş olayım. Hem zaten benim ellerim titrer, sen kaçıp geceni kurtar en azından. Gitmeden son kez dokun saçlarıma. Ne yumuşak olduklarına şahit ol tekrar. Adım kalsın ama adımı anma sakın. Yanıksa türküler sen geldiğinde girme hemen. Kokuma, karıştırma gözlerinin yaşını. Ağlamam dersen de girme. Karıştırma kokuna gözlerimin yaşını. Ne bileyim ben deme, bir karar ver. Hem ben değil miyim bir bahtı kara. Değil miyim ben karanlık bir yolda yalnız yürüyen. Zamana esir olan dinginliğini varlık alemine kabul ettiremeyen değil miyim. Zaman tutmuş da beni tutsak etmişken kıskaçlarının aralığına, kelimeler tükenmiş ve harfler de bitmiş ne yazık! Tükenmişim ve de ben. Sızmışım ağır ağır yanaklarından aşağı. Kurumuş da solmuşum çoktan. İçimdeki çocuk, sen de sus artık. Başkentin yamaçlarında yine bir gün doğumu ve başkent, en az ben kadar yorgun. Ve o da ben gibi tahtı sallanmışlardan. Ağladık bitti.

Share this game :

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2013. Android Market - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger