Bir Varmış Bir Geçmiş

{[['']]}


Geçmiş, bazılarımız için henüz geçmemiş. Zaten nasıl geçebilir ki öyle bir çırpıda? Hayat dediğimiz şey yaşamaya savaşmak ve engelleri aşmak ya da gün doğumlarına hasret kalmaksa, henüz birçok şeyin geçmemiş olması gayet tabii değil mi? Derinlerimize konuk ettiğimiz yorgun nefesimiz sadece geçmiş olmak için uğradıysa, nedir bizi yaşatan? Siyah beyaz kareler mi bizi prangaya vurdu henüz bilmesem de, kimilerimiz için geçmişte pek çok yer hala geçmedi.

Mavi önlükler o zaman yoktu, okumak istiyordu. Siyah tişörtüne çizgili beyaz mendilinden yaka uydurmuştu kendince. Her gün prova yapmıştı da bütün yaz ve halen hatıralarında bir önlüğe sahip değildi. Söyler misiniz o çizgili beyaz mendil ve o uzun yaz nasıl geçebilir zamandan? Onu nasıl sadece bir fotoğraf karesine hapsedebiliriz? Çizgili yüzlerin hülyalarına derin çizikler atan ucu açılmamış kurşun kalemler, tıpkı birer kurşun gibi açmışken kalplerde kocaman delikler, siz hala o kalbe nasıl geçmiş diyebilirisiniz?

Akşam olunca kasvetle birlikte kuşlar da susardı. Orta yaşlı memurlarsa az sonra paçası çamurlu pantolonlarıyla sokağın başında görünürlerdi. Az aşağıdaki fırından yükselen ekmek kokusu tüm sokağı sardığından, memurlar evden önce fırına uğrar; kucakladıkları ekmeklerle vücutlarını da ısıtırlardı. Peki, şimdi o memurların vücutlarındaki sıcaklığında geçtiğini mi iddia ediyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Benim sokağımdan yıllardır tek bir memur geçmediyse de, o sıcak günler de henüz geçmedi. Geçmek o kadar kolay olamaz hem. Sıcaklıksa o kadar çabuk üşüyemez.

“Polis olmak istiyorum. Annemi korumak için. Annemi babamdan korumak için! Onu hatırlamıyorum, babamsa beni terk edip gitmiş. Renkli ambalajlar içinde saklı duran meyveli şekerleri çok merak ediyorum. Onlara hep camekân önlerinden baktım ben. Galiba bir kere de rüyamda görmüştüm. Polis olup annemi koruduktan sonra da beraber bakkal açmak istiyorum ben, acaba gözleri ne renkti?” satırlarının sahibi için “anne!” demek bile geçmedi henüz dimağından. Buna da geçmiş diyecek şarkı sözleri. Yoksa tarih bilimciler mi sansürleyecek kalemimi.

Peki siz, mezarına gözyaşı dökememek nedir bilir misiniz? Kendinizi hiç “o, çok uzaklarda” diye avuttunuz mu? Ya o, onun bundan haberi var mı? Yoksa gözyaşları da mı geçip gitti?

Gazetelerin bile tüm güzelliklerini ve vahşetini yansıttıkları o renkli yaşamlar gibi renkli sayfaları dahi henüz bu renklerden nasibini almamışken, siyah beyaz anıları küçük, küçücük evlere sığdırdığı için mi suçlayacağız tüm o masum insanları? Onlar da biliyor o küçücük evlerin bugün yıkılmış olsalar bile henüz geçmediğini. Peki, bu hatıraları kim sansürleyecek?

Biz, en iyisi terki diyar edelim bu yaban topraklardan. Aslında o kadar habersiziz ki, içinde bulunduğumuz andan. En ufağından bir tik takı dahi geçiremiyoruz zamandan. O, delicesine çağlamak, akıp gitmek istiyor azgınca. Akıp gidiyor da evet; gidiyor gitmesine de bir saniyesi bile geçemiyor işte böyle zihinlerden. Benim boş odaların duvarlarında yankılanan çığlıklarım bile, henüz geçmiş değil…


Share this game :

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2013. Android Market - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger