{[['
']]}
Saat 5. Uyanma vakti. Zamanın girdabında ağır bir baş, soğuk düşlerini terk ediyor. Yaş 15, daha erken. Yaşamaksa niyetin, savaşmalı…
Her sabah kulaklarında, ölüm seslerinin haykıran çığlıklarıyla uyanılan bir coğrafyada, bir seher vakti gazetelere manşet olamayacak kadar vahşi bir olay vücudunun yarısını alıp götürüyordu Murat’ ın. Bir gün daha yaşanıp biterken pek çokları için, Murat için hiç bitmeyecek bir izin başlangıcı oluyordu bugün. Herhangi bir günün, herhangi bir anında vakit, üzerine düşeni yapmış ve alıp götürdüğü pek çok şeye yenilerini katmıştı. Kendi payına düşenden nasiplenmek ne kadar zor olsa da O, vücudunun yarısını bırakıvermişti kendi payından. Gözlerinden düşüncesi çalınmış bir hâl, karmaşık bir sessizlikle kaybolmuştu.
Elinde babadan bastonla sürdüğü sürüsü vardı yeşil otlakta, bir de vücudunun yarısını alıp giden kurt sürüsü hatırında.
Sen mi anlatsan, ben mi? Nasıl söylesem Murat’ ım! Yaşadıkların mı, yaşamak zorunda kaldıkların mı desem?
Murat; Anadolumun herhangi bir coğrafyasında açmış taze bir çiçek. Murat; daha 12 yaşındayken babasının ölümüyle her gün sürmek zorunda kaldığı koyun sürüsüne tam 7 yıldır bakıyor. Kolay değil bir başına çocuk yaşta aile geçindirmek. Şark-ı Anadolumun sarp koşullarında okumak telaşından çok yaşama savaşı vermek zorunda olan çokları gibi o da, daha çocuk yaştayken hayat bilmecesi içinde buluyor pürüzsüz ellerini. 15 yaşına geldiğinde bir afet, bir afet ki vücudunun yarısını -sol omzunun tamamını- alıp gidiyor ondan(!)
Murat; hayata ve evinin delik damından içeri sızan yağmur sularına inat, ellerinin narinliği kadar narin bir heyecanla 17 yaşına geldiğinde, koyunları bir tarafta otlaya dursun, o bir köşeye geçmiş kalın ders kitaplarıyla boğuşuyor.
Kimin hangi krizin içerisine çekilip, hangi yolsuzluğun hayatı karaladığını ya da düzensiz çarkların kaç hayata daha son verdiğinden habersiz; doğumundan beri ayrılmadığı toprağında bir gaye uğruna eksik vücuduyla da olsa Murat, sadece yaşamaya savaşıyor.
Ve geçtiğimiz bahar yeni bir gün daha doğarken; Hakkârili çoban Murat, 19 yaşında azmi, kararlılığı ve hayatın sert esen rüzgârlarına karşı dik durmasını bilen hâliyle yaşadığı ve maruz kaldığı onca olumsuzluğa rağmen Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandı.
Murat; sen başarmanın resmisin, sen kararlılığın resmisin; sen engellerin aslında engel olmadığının resmisin! Bütün engelsizliklerimize rağmen her saniyesini tıpkı bir engelli gibi geçirdiğimiz şu günlerde, bize yaşattığın durgunluk ve derin düşünce halinden ötürü teşekkürler.
Daha ben ne diyeyim! Yaşadıklarının üstüne ne söyleyeyim!
![]() |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder