{[['
']]}
Sen her şeye rağmen bir kız seversin; o, terk etmeyi seçer bir gün. Çare yoksa sen de terk edersin gidişlerin ardından ya da sen sır saklamayı seçensin. Kız sorar gidişiyle içten içe: Sır saklamayı sever misin diye. Oğlan cevap veremez. Başını belli belirsiz iki yana sallar belki. Kız umarsızdır. Oğlan çığlık atsa da neye yarardır. Ayıp olur belli ki. Sen her şeye rağmen işte böyle bir kız seversin, o terk etmeyi seçer, gider.
Yok dedim ya işte, çare yok azizim. Kaç sır saklayabilir ki insan böyle daha! Islak hallerine kaç kulp daha bulunabilir sevenin? Hem ıslaklığı alınınca ne kalır geriye gözden? Görebilir mi hem sahiden, aşk olmadan da görülebilir mi? Bin başı talihsiz, başında kuşlar da bin, adın da bin ve bi adam ki sahiden bir; özü bir, sözü bir ve de bin parça bir…
* * *
Bir kova makyaj boca edersin yıldızlarına da, yine de benzetemezsin hayallerini ona. Anmaz adın bile, yanından geçse selam vermez üstüne. Gidişin o gidiş olmuştur. Mavi Akdeniz akşamlarından, kızıl Ege rüzgârlarına adıyla geçmiş olsan da bir zamanlar; Akdeniz kurumuş, Ege hiç var olmamıştır.
Sen serseri olursun her şeyin sonunda. Kedilerle halleşip, kaldırımlar da uyursun belli ki. Soğuk terler akar şakaklarından. Bakkaldan bir kız çıkar, işte odur dersin. Otobüste, kütüphanede, şurada, burada hep o vardır. Sana bakmıyordur bile. Bir hayalin peşinden koşmak azizim, tam da âşıklara göre bir haldir bilesin. Deli olmaktır aslında bu, delirmek değil!
Güneş doğunca sokaklarına bu şehrin, siyah beyaz kalır tenim, nefesim. Ellerim siyah, parmaklarım siyah. Bir kömür karalığı vardır bende. Püskürür karalığımı ağzımdan dumanım. Püskürür ruhum karanlığını gecenin. Çiçekler açar pencere önlerinde. Gün doğmuştur azizim. Servise yetişme telaşıyla ilk otobüs kaçmıştır bile çoktan. Kediler pençelerinden arınmış ve bir ayaz inmiştir şehrime. Ben bir bahtı kara, eli kara, yüzü kara…
Ben bi deli çocuk, beni sevmek neye yarar!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder