İstanbul'da İnsanlığın Bittiği Yer: Metrobüs

{[['']]}


Yenik şehrin iki yakasını bir araya getiren eğlenceli bir serüvene çıkmaktı niyetim. Dere tepe düz gidip sonunda bir vadiye ulaşmak istemiştim. Olmadı…
Olmadı, zira önümüzde engeller, saman alevi gibi parlayıp sönen abuk arbedeler ve umulmadık duygu çöküntüleri yaşadım kısa zaman aralıklarıyla.

Burası 7 tepesinin üstünde bin bir farklı desenin yer aldığı bir şehir. Uzaktan hoş gözüken ama içi beni dışı seni yakar misali bir efsun esasen. Ne diyelim azizim, başka başka yansımaları var bu şehrin. Bir tarafta minareler göğe uzanmış da az aşağısında varoşlar tünemiş burada. Etrafla çok da oyalanmadan Zincirlikuyu’da alıyorum soluğu. Uzun bir yolculuk öncesinde, bana kalsa veda edeceğim tüm sevdiklerime. Çetin bir macera başlamak üzere ve ben heyecanlıyım.

Zincirlikuyu metrobüs durağındayım. İnsanların hal ve tavırlarına bakılırsa sanırım uzaya göç başlamış durumda. Yoksa neden bu telaş? Zar zor yürünüyor durakta. Kimsenin yüzüne bakılmıyor.  “I see dead people” modunda herkes. Ortama ayak uydurmalı yoksa otobüse binmek gibi bir ihtimal yok. Bu insanlar çıldırmış olmalı ama vakit yok ben de çıldırmalıyım. Ve işte yeni bir otobüs kapısını açıyor. Hurra! Öyle ki; herkes birbirini ezmeye niyetli. Ağır hareket ederseniz hemen uyarılıyorsunuz. İteklemeler, tekmeler, argo sözler, heyecanlı bakışlar, hayal kırıklıkları... Biner binmez gözünüze boş bir koltuk kestiriyorsunuz ama aynı koltukta onlarca göz… O olmazsa sağa, sonra sola bakıyorsunuz ama olmuyor. Sinsi gülüşmeler arasında ayakta kalıyorsunuz ve etrafınız bir anda doluyor. Sıradaki göreviniz tutunacak yeri doğru seçmek ve etrafınızdakilere dikkat etmek. “Cüzdan nerdeydi, çantama biri mi dokundu, cebimdeki el de kimin?” soruları geliveriyor aklınıza bir bir. Ayaktakiler sıkıntıda ama uyuklamaya yer yok, bütün algılar açık. Zira her an bir koltuk boşalabilir. Yine bir arbede, yeni bir şey yok az önce kapılar açıldı. Açılan her kapıda içeri hücum edenleri ‘ilerleyin!’ diye haykıran bir ses takip ediyor. Bildiğim tüm etik değerlerin ve fiziksel hesaplamaların alt üst olduğu bir yer burası, yerin adı metrobüs. Türkün yeni icadı. Az değil, İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna kadar uzanıyor yol. Aralarda aktarma yapmanız da gerekebiliyor ama gidiyoruz sonuçta. Son durak Tüyap. Ama o kadar gitmeye takat yok.


Günde kaç kişi biner, hiç boş oluyor mudur, oturabilmek için ne yapmalı, kaç durak kaldı???

30 saniyede bir gelen körüklü ve çift körüklü otobüsler yetmiyor bu yükü kaldırmaya. İnsanlar sürekli bir yerlere ulaşmaya çalışıyor ve günün sonuna dek sürüyor bu karmaşa.

İstanbul’da yaşamak zor. Artan nüfusa yenilikçi çözümler az geliyor. Tüketim toplumunun tipik bir örneği İstanbullu. Metrobüs… Pratik bir ulaşım çözümü gibi görünse de, ilk yatırım maliyetleri, bakım ve onarım çalışmalarıyla da belediyenin sırtına vurulmuş bir yük. Her şeye rağmen memnun edici de bulunuyor. Yine de binmeden evvel iki kez düşünmek gerek. İki kişi binmekte de fayda var. Bunlar kısa ipuçları, detaylar İstanbul Zincirlikuyu’da(¡) 



Share this game :

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2013. Android Market - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger