{[['
']]}
Annem, ölümün yaşamın bir parçası olduğunu söylerdi; öyleydi de. Silinirken hayatlar gözümün önünden sırayla bir bir; sona kalmak ve sonunu beklemek nasıl da acı veriyor.
Oysa yaşam ne tazeydi her bakışa, soluklar ne güzel… Kesiliverdi bir akşamüzeri, yerini dolduramadım. Sevdiklerim, sevenlerim vardı. Renkli gözlüydüler, sarı saçlı olan da vardı. Hayatı sevmeyi bilen, her halden burun büken de… Anılarım vardı hepsiyle, hatıraları gizlerdim iç cebimde…
Yalnızlık acı veriyor şimdi her gün erken vakitlerde. Bileğimi büküyor, belimi yoruyor… Dur diyemiyorum hiçbirisine hiçbir halde. Olmuyor, yapamıyorum bazen. Bazense beceremiyorum yaşlanmayı. Aklıma geliyor, üzülüyorum. Henüz ak yok ki şakaklarımda diyorum. Diyorum da buna kendimi bile inandıramıyorum. Gözlerimi kapatıp ruhumu dinliyor ya da bir deniz kabuğunun kıvrımlarına saklanıyorum. Dedim ya beceremiyorum. Hep genç kalmaya savaşıyorum sanki ve belki de bu yüzden rüyalarda ip atlıyor, hayallerde seksek oynuyorum. Büyük bir umut ve belki de büyük bir heyecanla o anı bekliyorum. Garip bir sevda bu içimdeki, sonsuzluğa susayan. Anlamsız bir bakış bu, yalnızlığa duyulan.
Ve bir seher vakti artık yalnız kalmak istemiyorum. Rengârenk dünyalara siyahla beyazı hiç karıştırmasa mıydım diyorum ve keşke birkaç güzel renk ben de alabilseydim hatıralardan diye geçiriyorum zihnimden. Üzgün ama bu kez sevecen bir halle iç cebimden bir renk çıkarıp sarmaş dolaş oluyorum uzun süre. Dikenini sevmeyen kaktüs olamayacağı gibi, büründüğüm bu halden bende pek mutlu oluyor, bununla yaşıyorum. Her gün daha da yaşlanıyor ve uzayan sohbetlerime bu renklerden katıyorum. Sevdamı sandığa kaldırıyor, deniz kabuğundan az da olsa başımı çıkartıyorum. Çünkü biliyorum; seviyorum, seviliyorum, yaşıyorum, yaşıyorlar… Yalnız değil sade, yaşıyorlar bende.
Hepinizi çok özledim…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder