{[['
']]}
İki nokta, çizgi çek, yaz üstüne; öldü!
Kapıdan çıkan tabutuydu. Bugününde birkaç güzel an yaşamış, kara kalem resmini çizdirmiş ve yeni evine taşınarak parçalanan yüzünün parçalarından ahşap bir kalp çizmişti.
Dönüyordu başında dünya; dönüyor ve sallanıyordu da. Tabutuna adanmışlığın resmini çizeceğini bir gün, bilememişti de. Aykırı bir sloganın haykıran sesinde, dalgalar aşan bir halle nefes alıp vermiyor muydu zaten? Masallara konu olmuş aşkı ya da kulaktan kulağa yayılan bir macerası yoktu. Kendisiyle, bir Rus salatasında karşılaşmıştım, bir de Çin lokantasında. Coğrafyalar, manalar, adımlar, isimler karışık ve gereksizdi ona göre. Kısa bir hafızası, sert bir çenesi vardı. Kötü bir fiziğe ve öpünce prens olamayacak kadar da talihsiz bir kadere sahipti. Taşınmak istiyordu. Evi, ne 3 oda 1 salondu ne de sevinçlerine yetmeyecek kadar küçüktü. Ama öyle istiyordu; taşınacaktı. Ne çarpık bacakları, ne kısık hızı onu alıkoyamayacaktı da… ‘Hoş geldin!’ yapmak istiyordu en azından evinin misafir salonunda. Belki bir de sevinçleri köşeye istifleyip, kederlerin üzerine kilit vurmak.
“Sizin gibi olmayacağım, ben farklı olacağım” dedi bir gece vakti. Taşınmıştı o sabah, evet taşınmıştı. Sonuçlarına aldırmadan taşımıştı bacaklarını evinden. Bahçesi olan geniş bir eve taşınmakken niyeti, bahçesi orman gibi geniş bir ev bulmuştu üstelik.
Hayalini bile kuramayacağı bu yeni yuvasında mutlu olmasını diliyordu tüm yakınları.
Taşınmıştı o sabah, evet taşınmıştı. Kabuğundan sıyrılıp tabutuyla tanışmıştı. Hayatına sahip olmak isterken kör gözleri, taşınmak amacında bir kaplumbağayı daha soluğundan etmişti hayat. İzini bilmediği diyarlarda, üstü kapalı manalarla, evinden 30 cm uzakta bulundu. Yeni evi, Karaca Ahmet’ di. Taşınmıştı o sabah, evet taşınmıştı.
Tabutuna krokisini çizdim hayalindeki evin ve kalabalık meydanlarda attığı sloganlardan bir seçki yaptım. Haykırdığı vakit bu kadar çaresiz, bu kadar acınası gözükmüyorken gözüme; şimdi hiç olmadığı kadar uzaktı da bana.
Sebebini ve sonuçlarını anlayamadan ya da düşünmeden mi çıkmıştı acaba dış kapıdan? Yoksa, yoksa şimdi girdiği kapı daha mı ihtişamlıydı eski evinin demir kapısından?
Taşındı…
Taşınmıştı o sabah, evet taşınmıştı. Adını bilen ve soyadını yazabilen pek çokları gibi taşımıştı hayallerini 30 cm öteye ve değişmiş, değiştirmişti pek çok şeyi. Son olaraksa evinin sert, şekilsiz kabuğu; dört köşeli bir tabut oluvermişti nihayetinde.
Taşındı…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder