Mini'k Bir Aşk Hikâyesi

{[['']]}



Onu ilk gördüğüm ânı hatırlıyorum. O döküntü hâlini…
Kuru bir yaprak gibi görünmüştü gözüme. Giderek kendine bakmaya başlaması ve bu serpilip güzelleşmesi de neydi böyle? Heyecanımı arttıran görüntüsü, bulanık bakışları ve tutkusuyla ona olan hislerimi daha da ateşler hale gelmişti doğrusu. İnsan nasıl âşık olurdu böylesi, nasıl çarpılırdı aman Allah’ım?

Yalan yok, onunla ilk tanışmamız sanal ortama dayanıyor. Çıplak gözle onu ilk gördüğüm an ne kadar da heyecanlanmış ve benim olmalı diye düşünmüştüm. O, başka ellerde kıvrak hareketlerle İstanbul sokaklarında salına dursun, aklıma koymuştum işte. Hiç çıkarmamak üzere aklımın odalarına doldurmuştum varlığını.

Evet evet Mini’den bahsediyorum, doğrudur. Onu ilk kez Midtown Madness 2 oyununu oynarken görmüştüm. Görüntüsüyle tam bir döküntüyü andırıyordu. Hatta zaman içinde onun bir tospa olduğu kanısına bile varmıştım. Sonra New Mini Cooper çıktı karşıma bu kez. Düşündüm, ‘Allah’ım bir araba yeni modeliyle bu kadar az mı değişir’ dedim kendi kendime. Yani nesi farklıydı ki? Görüntüsüne makyaj yapılmış, teknolojisi güncellenmiş hepsi o. Ama yanılmıştım.

Zannedersem 2003 yılında gördü gözlerim endamını ilk defa. Anlık bir şey, bir girdi bir çıktı sanki vizörümden. Fotoğraf karesi gibi yani. Ona doyamadan aldı başını gitti sanki. İşte aşkımız böyle başladı esasen.

Bu olay beni derinden etkilemiş olmasaydı, 2006 yılına gelindiğinde hakkında bir ton teknik araştırma yapmış olmazdım diye düşünüyorum. İtiraf etmeliyim 2007 yılında da Mini’yi konu alan İngilizce bir sunum gerçekleştirmiş, yeni ve eski modellerini (Mini Cooper S, Mini One…) ballandıra ballandıra anlatmıştım. Onu 2006 yılından sonra birkaç kez daha görme fırsatım oldu. Doğrusu tarihsel gelişimi beni şaşırtacak düzeydeydi artık. Zira hâlihazırda dünya genelindeki en eski modellerden biri Mini Cooper. Türkiye’ye gelişi 2000’li yılları bulduysa da modelin gelişimi ve yeni model üretme atağı da aynı yıllara tekabül ediyor. Bu sayede biz de bu gelişime yakından takip etme fırsatı bulduk denilebilir.

Mini, karşımıza önce SUV modeliyle çıktı devrim niteliğindeki ilk adım olarak. SUV modeli, klasik 2 kapılı Mini geleneğini bozarak 4 kapılıydı ve minik olmaktan çıkmış bir görüntüye sahipti. Hatta denilebilir ki nerdeyse 4X4 boyutlarına ulaşmıştı. Tabi SUV modeller ekseriyet itibariyle bu boyutlardadır. Beni en çok şaşırtan yeni model ise ilk kez İstanbul Autoshow 2012’de karşıma çıkan ticari Mini oldu. Ona bakarken tipik bir Mini’yi inceliyor gibi olsanız da, bagaj kapılarını açıp içine bir göz attığınızda karşınıza çıkan manzara sizi şaşırtıyor. Zira model bu yönüyle size Fiat Doblo’yu anımsatabilir. Bu yenilikler Mini’nin otomobil konseptleri anlamında çeşitliliğini sağladı ve onu hayatın her alanına taşıdı. Yakın zamanda İstanbul polisinin de hizmetine sunulan 4 Mini Cooper, boğaz köprülerinde ve Taksim meydanındaki polis kontrol noktasında "asayiş berkemal” diyor.





Mini İç Tasarım
Aslında Mini diyince, değinilmesi gereken en önemli konu; Mini ruhudur. Çünkü ciddi manada Mini ruhu diye bir şey var. Mini ruhu konsept olarak spor görünüm, spor pedallar, alçak tavan, büyük göstergeler, renkli döşemeler, yüksek manevra kabiliyeti ve Mini armasını kapsıyor. Bu ruh, modeli ne olursa olsun tüm Mini modellerinde ön planda tutulan bir özellik ve kullanıcısını da en çok bu ayırt edilebilir özellikler heyecanlandırıyor. Koltuğuna oturduğunuz anda, gaza basıp gitmek istiyorsunuz. Onda, sürekli sürüş zevki diye yeni bir duygu var adeta.


Mini denilince, adını duyunca ya da sadece; hayat duruyor bu yakada. Hani küçük şeyler insanı bazen çok mutlu eder ya, işte Mini beni mutlu edebilecek en büyük boyutlara sahip küçük şey. Farınız da, yolunuz da hep açık olsun temennisiyle…


Share this game :

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2013. Android Market - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger