{[['
']]}
Yaşadığım şehrin adı Bursa. Yaşadığım yerin adı; Dik kaldırım…
Bursa… Tarihin en eski başkentlerindendir Bursa. Söğüt yanı başındadır. Selam verirler her sabah namazında İstanbul’ a, arkalarından Edirne gelir. Edirne memleketim, Bursa şehrim, İstanbul doğum yerimdir! Bize bir şey olmaz alimallah. Söğüt’ ün kıyısından bir el uzanır Bursa’ ya. Uzandığı yerde ney üflenir. Dönmeye, döndükçe coşmaya başlar semazenler burada. Heykel deriz Bursa’nın göbeğine. Uludağ karşılar Bursa’ ya gelenleri. Dağ yolunda Ulu Çınar, merkezinde Ulu Cami vardır Bursa’nın. Bildiğimiz her şeyin başına “ulu” kelimesini yapıştırıveririz yani biz. Bursalı olmuşuzdur çünkü. Ulu bir diyardır O. Yeşil beyaz uzanıvermiştir zihnimize Bursa. Osmanlı Çayı demlenir paşalar diyarında. Buram buram bahar kokar sokakları yılın bu zamanı. Karlar erir, şehrin her yanından sular boşalır denizlere. Mudanya’ sı vardır. Gemlik, Kemalpaşa, İnegöl el sallar yolu Bursa’dan geçenlere. Her ilçesinde durup dinlenmek, az soluk alıp bir şeylerin tadına bakmak gerektir. Zira kestane şekeri, İnegöl köftesi, Kemalpaşa tatlısı, Gemlik zeytini vardır bu şehrin.
İlçe ilçe ayırmışlardır sinesini Bursa’nın da, işte hali bütünüyle koca bir kasabayı andırır esasen. Modern zamanlarda insanlar böyle yaşar kasabalarda ya. Bursalı da öyle yaşar!
Dik kaldırım… Dik bir yokuşu andırır Dik kaldırım. Tam olarak hiçbir vasıtayla ulaşamazsınız ona. Ya bir yerlere yetişme telaşı ulaştırmıştır sizi ona ya da işte gece karnınız acıkmışta açık hiçbir yer bulamamışsınızdır. Tam bir gelenek ehlidir Dik kaldırım. Geceleri pilavcılar dizilir yol kenarlarında. Pilavcı deyip geçmeyin ha! Ne arabalar durur pilavcı önlerinde. Canı çekenin meskenidir pilavcılar, üstelik canı çekmeyenin de… Şehmuz ustası vardır Dik kaldırımın. Ciğer satar, dürüm yapar, baharatı da bastı mı basar! Ciğer sattığından mıdır nedir, adamın ciğerini okur Şehmuz usta. Mütedeyyin çehresi bakanı gülümsetir. Nara atmaz, tanıyanı bileni çoktur çünkü. Bir tabure verir size, hesabı ödeyene kadar da iyi anlaşırsınız!
Ekser itibariyle Karadenizlidir Dik kaldırım ahalisi. Artvinlisi Trabzonlusu çoktur. Hatta ötesi yoktur! Çarpık mimarinin eşsiz örneklerini sunuyorsa da dar sokakları, halen araba park edilebilen boş arsalar mevcuttur. Bazı zaman gelir yolunuzu bir minare tepesinden, bazı zamansa köşedeki pastaneden tayin edersiniz. Esnafı çoktur bu semtin. Sabahtan akşama her biri birbirini ağırlar. Çorbacı Nusret sabah çayını yudumlar Ali Baba’ da, Ali Baba öğle yemeğini çorbacı Nusret’te yer. Akşam beraber Sami’nin kahvehanesinde maç izler, iki lakırdı patlatıverirler. Çiğ köfteci Soner mahalledeki herkesin çiğ köfte yapmayı öğrendiğinden dert yakınır yan masada. Ali Baba bazen Soner’den birer dürüm götürür kayınbiraderi Hilmi ile kardeşi Salih’ e. Hilmi işsiz, aylak takımındandır. Yani öyle eli iş görür de, aylaklıktan dikiş tutturamamıştır. Anlayacağınız Hilmi, muhabbetin başından beri Sami’nin kahvehanesindedir.
Dik bir yokuşu andırır Dik kaldırım. Yokuşun sonu Çekirge’ye, Çekirge’nin sonu dağa varır; “Uludağ’a”. Kükürtlü’ ye yasladığı sırtı pek, ensesi kalındır anlayacağınız Dik kaldırımın.
Yaşadığım şehrin adı…


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder